Değişen Çevre Koşullarında Arap Bülbülü (Pycnonotus xanthopygos)'nün Davranış Stratejileri: Doğal Ve Deneysel Bir Yaklaşım


Aslan A. (Yürütücü), Erdoğan A., Özkan L.

Yükseköğretim Kurumları Destekli Proje, 2014 - 2016

  • Proje Türü: Yükseköğretim Kurumları Destekli Proje
  • Başlama Tarihi: Ekim 2014
  • Bitiş Tarihi: Aralık 2016

Proje Özeti

Çalışmada; Arap bülbülünün (Pycnonotus xanthopygos) üreme biyolojisi (üreme fenolojisi, yumurta sayıları, yavru çıkarma ve uçurma oranları ile kuluçka başarısı) ve davranış mekanizmalarının (eş seçimi = iyi ebeveyn hipotezi, çoklu sinyal ve çoklu fayda hipotezi, Anti predatör davranışı ve sosyal seçilim) belirlenmesi amaçlanmıştır. Ayrıca eşeyler arasındaki morfolojik farklılıklar, eş ve alan bağımlılığı, eş dışı çiftleşme (Extra Pair Paternity) ve yavruların eşey oranı araştırılmıştır. Bunlara ek olarak PHA (Phytohaemagglutinin) uygulaması ile türün immun cevabının kuvveti, karotenoid varlığı, ses repertuvarı genişliği ve özellikle üreme döneminde kullanılan anlamlı seslerin belirlenmesi de hedeflenmiştir. Arap bülbülünün Mart ayı itibariyle üreme faaliyetlerine başladığı ve üreme periyodu Eylül ayına kadar (Yaklaşık 7 ay) devam etmiştir. Çiftlerin savunak alanını belirledikten sonra yuva yerini seçtikleri belirlenmiştir. Proje sürecinde (2013-2016) 77 yuva tespit edilmiş ve bu yuvaların 29’u çeşitli nedenlerle terk edilmiştir. Kalan 48 yuvaya toplam 151 yumurta bırakılmış (2-4 adet, 3.2±0.5) ve 140 tanesinden yavru çıkışı (2.9±0.7) gerçekleşmiştir. Çıkan yavrulardan ise toplam 134 tanesi (2.9±1) başarıyla uçmuştur. Bu verilerden hareketle türün kuluçka başarısı %89 olarak belirlenmiştir. Ergin erkek bireylerin, morfometrik ölçümler ile ağırlık bakımından dişilere oranla daha büyük oldukları (P<0.05) ve türün hem alan hem de eş bağımlılığı sergilediği tespit edilmiştir. Yavruların cinsiyet oranlarına bakıldığında %55 oranında erkek ve %45 oranında ise dişi bireyin olduğu ve istatiksel olarak yavruların cinsiyetleri arasında önemli bir fark olmadığı belirlenmiştir (df=1; x2=0.3; P>0.05). Çalışmada 26 yuvadan toplam 67 yavru birey genotiplenmiştir. Bu yavrulardan 16’sının eş dışı yavru olduğu tespit edilmiş ve bu da toplam yavruların % 22,8‘ine tekabül etmektedir. Arap bülbülü ile ilgili yapılan ses analizleri sonucunda türün ses frekansının 1-6 kHz arasında değiştiği element, hece ve cümle yapısının Arap bülbülü tarafından da kullanıldığı tespit edilmiştir. Genel itibariyle her iki eşeyinde çağrı seslerini kullandığı, ancak üreme döneminde erkeklerin üreme faaliyetleri sırasında ötüşleri kullandığı belirlenmiştir. Arap bülbülünde çoklu sinyalin var olup olmadığının test edilmesi için kuyruk altı sarı bölge ve kafa siyahlığı test edilmiştir. Ancak kafa siyahlığı bakımından erkek ve dişilerde belirli bir seçim gözlenmemiştir. Aynı deney kuyruk altı sarı bölge bakımdan uygulandığında, dişilerin sarı bölgesi daha sarı olan erkekleri seçtikleri gözlenmiştir. Arap bülbülünün eşeyleri arasında, kuyruk altı sarı bölgenin yansıma reflektansı bakımından istatistiksel olarak bir fark bulunmamıştır (P>0.05). Çifte fayda (Dual Utility) denemesine alınan erkek bireylerde, kuyruk altı sarı bölge (karotenoid sinyali) bakımından çifte fayda olgusu söz konusu değildir. Kuyruk altı sarı bölgenin eş seçiminde (iyi ebeveyn hipotezi) önemli bir karakter olduğu belirlenmiştir. Dişilerin kuyruk altı sarı bölgesi daha sarı olan (çekici) tanımadıkları erkekleri tercih ettikleri belirlenirken (P<0.05, ANOVA), erkeklerin sarı bölge ya da tanınırlık bakımından belirgin bir tercihlerinin olmadığı görülmüştür (P>0.05, ANOVA). Türde seçici bireylerin dişiler olduğu ve karşılıklı seçilim (mutual mate choice) olmadığı ortaya konulmuştur. Bununla birlikte, tanınırlık olgusunun Arap bülbülünün eş seçiminde etkin rol oynadığı tespit edilmiştir. Arap bülbüllerinin etklieşim içinde olduğu bireyleri diğer populasyonlardaki bireylerden, renk tonu farklılığı ve parlaklığı ile ayırabildikleri gözlenmiştir. Dişi bireyler tanıdıkları ve sarı bölgesi daha sarı olan dişileri sosyal eş olarak daha çok tercih ederken, erkekler tanıdıkları ve sarı bölgesi daha az olan erkek bireyleri tercih etmişlerdir. Bu bakımdan eşeysel olarak önemli bir karakterin sosyal anlamda da önemli olduğu tespit edilmiştir.